Sabretmek üzerine

Bir sevdiğim uzak diyarlara giderken bana şöyle yazmıştı; sabretmeyi unutma.

O zamanlar ki bundan beş sene evveline gelir, hayatta durmak nedir bilmez herşeyin hemen olmasını isterdim. Sabır nedir uzun yıllar yanlış anlamıştım. Sabır,gün içerisinde cebelleştiğim,ki o zamanlar hayat ile cebelleşirdim, trafik, insanlar, problemler için ”sen sabır ver yarabbim” diye haykırmaktı benim için. Bu haykırışlar beni daha da sabırsız ve sinirli hale getirirdi ister istemez. Yavaş insanlara, işlerin kendi kafamda belirlediğim doğrulara uygun yapılmamış olmasına tahammül edemezdim.

Sonra hayat değişti, bir tılsımdır dokundu. O cümle yerini buldu ”sabretmeyi unutma”.

Meğer -sabır etmek- kendi içine, kalbine dönüpte soru sormak ile başlıyormuş.

Nedir bu kadar acele etmek istemenin sebebi ? Neye yetişmeye, ulaşmaya çalışıyorsun ? Belirlediğin zamanda olmayı beklediğin sen mi gerçekten istediğin ?

Tüm bu sorulara zamanında verdiğim ”ama” ile başlayan ham cevaplarımın bir çıktısıydı sabredememek.

Ne kadar hamdım, o kadar sabırsızdım.

Kendine sor, sabırsızlığının nedeni ne ? İnsanları, olayları kabul etmemek ? Ulaşmak istediğin yere, başarmak istediğin şeye bir an önce varmak istemek ? Ya sonra ? Peki şu an ? Bu sabırsızlığın verdiği his ?

Herkesin cevabı ayrı. Doğru yok, yanlış yok. Sadece sen ve hislerin var. Sadece sor ve kendini dinle.

Sabrın güzelliğini gönlünde hissedebilmen dileği ile.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s