Önceleyin *

Hepimiz cengaver kesilip de “ben hiçbir şey den korkmam” dediğimiz dönemleri çok geride bıraktık.

Esasında hiçbir zaman ben hiçbir şeyden korkmam diyebilen bir çocuk olmadım. Fakat çocukken ya da delikanlılık çağlarında genellikle hiçbir şeyden korkmadığımızı göstermek için bir dizi artistlik yapardık. Halbuki gölgemizden bile korkardık. En azından ben ve benim tanıdıklarım.

Geri dönüp baktığımda çocuklukta ki korkularımızı şimdikilere on kere yeğlerim. Onlar tamamen zararsız kendiliğinden gelişirdi. Işık açık olmadan uyuyamamak, yüksek bir yerden atlayamamak-yüksek olmasa dahi- vs gibi düşünebileceğiniz tüm çocuksu korkular.

Büyüdükçe korkular değişti. İçimizde derine doğru köklendi. Artık korkularımız;yetememek, yetişememek, başaramamak, kabul görmemek oldu. Hep en başarılı, en iyi eğitimi alan, en iyi işi çıkaran kişiler olmak zorunda bırakıldık. Çünkü birileri bize bunu söyledi. Hep daha iyi olman gerektiğini, daha önemli başarılara imza atman gerekliliğini bla bla bla…

Peki bu birileri kim ? Bizi alkışlayanlar kimler ? Bizi yerenler kimler ? Herhangi biri-patronun,annen,baban,sevdiğin…- tarafından alkışlanmak gerçekten önemli mi ? Başarı nedir ?

Başarı ulaştığın konum, aldığın sıfat, bankada ki hesap bakiyenin kabarıklığı, yarattığın eser mi dir? Başarı, insanların senin için “aferin” deme oranı mıdır ?

Yoksa kişinin kendi başarısı içinde tanrısal bir his ile sadece varoluşunun mükemmelliğini hissederek hayatta akabilmesi mi dir? Buna başarı demeyi doğru bulmuyorum esasen. Bu daha çok “sadece varolmak” olarak adlandırabileceğim kişinin mutlak özünü kavrayışına dair bir olgu.

Sadece varoluşun ile halihazırda güzel, “başarılı” ve yegane olduğunu anlayabilir misin ?

Bir güzel insanın dediği gibi, “anlamak için duymak, duymak için susmak gerekir”.

Varlığının eşsizliği ve güzelliğini, olduğu hali ve şekli ile “yeter” olduğunu kalbini duyarak anlayabilirsin. Bu yol son derece eşsiz, süprizler ile dolu, herkes için ayrı ve sonu güzelliklere açılan bir yoldur. Çünkü sonunda gerçek sen ile tanışırsın. Korkularını bir kenara koymuş, çırılçıplak sen ile.

Korkularını farketmeye ve onlara doğru hızla giderken belirsizliğin getireceklerini sırtlanmaya cesaret edebilir misin ?

Hayat sana korkularının üzerine gidebildiğin kadar heyecan, olanak, yenilik verecek. Ve her zaman daha iyi olacak. Sen en kötüsünü yaşadığını düşündüğünde dahi.

*Bu yazıyı yazışım boyunca aklımda Cemal Süreya’nın Önceleyin şiiri yankılanıp durdu. Bir tesadüf olmasa gerek.

 

 

 

 

4 Comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s