Çaresizlik üzerine

Blogda nasıl iyi hissederiz, nasıl da güçlüyüz üzerine yazarken zannedilmesinki her daim göğsüm ileride, başım yukarıda, yüzümde bir gülümseme geziniyorum.

Maalesef, istesemde her anım böyle değil. Benim de omuzlarım çöküyor, umutsuzluğa düşüyorum ve gelecekte yapacaklarım üzerine endişelerim kafamın içinde yankılanıyor.

Fakat öğrendiğim önemli şeylerden biri beni kendime getirecek olan tokatı en hızlı nasıl atarım oldu. Çaresizliğe tam gömülürken, kendimi kollarına öylece bırakacakken, dudaklarım aşağı doğru sarkık ve kendim için edişelenirken içimden bir ses ”höyt kendine gel” diye hönkürüyor adeta.

Resilience kelimesinin anlamını ilk öğrendiğimde ve birileri bu konseptin benim ana özelliklerimden biri olduğunu belirttiğinde oldukça etkilenmiştim. Googleda resilience ”the capacity to recover quickly from difficulties; toughness” diye geçiyor. Hala kelime anlamı beni etkilemeye devam ediyor.

Dün gece pijamalarım üzerimde, Burak iyi olup olmadığımı sorduğunda omuzlarımı yukarı indirip kaldırarak huysuz bir ımh çıktı ağzımdan. Adam bunca senedir bana böyle zamanlarda bulaşmaması gerektiğini öğrenmiş olacak ki iyi geceler canım diyerek tırım tırıs yanımdan uzaklaştı. Ben de kendime dahi küs bir şekilde yorganımın altına kafamı gömdüm.

Sabah uyandığımda ise uykudan kalma pijamalarımı çıkartıp önce kendimi temizledim sonra evde görmeyi sevdiğim temizlik ve düzeni salonda yaratıp masanın başına geçtim. Defterimi açtım ve 2016 boyunca yapmayı planladığım ve yapmış olduğum şeyleri yazdım. Bir de eski planlama notlarımı gözden geçirdim. Tekrar kendime gösterdim ki planladığım herşeyi yapmışım. Böylece 2017 ilk 6 ay içinde yapmayı planladıklarımı yazdım. Bunun için bana kimler aracı olabilir, nerelerden yardım alabilirim üzerine düşündüm,yazdım, çizdim. Ve telefonumun mesaj bölümüne girip iş bağlantılı mesajlarımı attım. Telefon görüşmelerimi yaptım. Öğlene kadar böyle devam etti. Saat öğlen 2 yi gösterirken gelecek Pazartesi için ayarlanmış yeni bir öğrenci ile dersim ve Salı gününe bir dergi editörü ile beraber neler yapabilirizi konuşmak üzerine ayarlanmış bir kahve sözüm vardı.

Demem o ki, çaresiz hissetmek doğamızda var. Her an muazzam bir içsel güç ile dolup taşamayız. Fakat içimizde cereyan eden bu çaresizlik ateşine suyu nasıl da döker yolumuza devam ederiz ? Nasıl da çabucak kendi gücümüzü kendimize tekrar gösteririz ?

Muhakkak herkesin yolu farklı olmakla beraber, benim için gücümü tekrar bulmamın yegane yolu sonucuna odaklanmaksızın yazmak, planlamak ve beklemeksizin aksiyon almak.

 

Çaresizlik üzerine” için 2 yorum

  1. japonkedi

    36 yılın ‘canım sıkkınken kimse bana dokunmasın, ben hazır olunca kendimi kendime getiririm’cilerinden biri olarak yazının altına imzamı atıyorum sevgili dicle!

    Liked by 1 kişi

  2. dogandicle

    Japon bacım, diğerleri bize böyle anlarda dokunmamaları gerektiğini anlamışlar diye düşündüm bende. Gone girl’ e büyük bağlanır yoksa =) farkındalar, topukluyorlar!

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s