Meşgul olmak ve kendimizi kandırışlarımız

Uzun yıllar boyunca ne kadar meşgul isem o kadar önemli biri olduğuma dair bir ilüzyonun içerisindeydim. Şüphesiz ki kurumsal hayatın hedef odaklı kariyer planlaması ve kişiliğimin havuç peşindeki tavşan tarafının muhteşem bir uyum içinde dans edebilmesi, kendimi bu ilüzyonun içinde bulmamda ki yegane sebepti.

20′ li yaşlarımın ortasında anlamdırdığım bir diğer konu ailemden gelen öğretinin de bu yönde olduğuna dairdi. Ne kadar meşgulsem ne kadar azimle çalışıyorsam başarıyı, para kazanmayı ve önemli biri sıfatına erişmeyi o kadar hak ediyordum. Şükürler olsun ki 20 li yaşların sonuna doğru gelirken tüm bunların büyük bir saçmalık olduğunu farkedip hali hazırda hiçbir şey yapmaksızın, hiçbir sıfata sahip olmaksızın da oldukça önemli bir insan olduğumu kendime söyleyebildim. Tabii ki yine akıllıca düşünecek ve konuşacak olursak, ”hiçbir şey yapmamak” tan kastım , tüm gün koltuk üzerinde oturup tv karşısında takılmak ve benzeri konseptler değil. Bahsettiğim daha çok dışarıdan önemli adledilmeyen (bir şirkette yönetici olmak, banka hesabına her ay 20 bin TL yatması vs…) şeyler ile ilgilenmenin bizim için önemli ise önemli olduğu. Örneğin bu blogda yazı yazıyor olmam. Okuyacak, ilham alacak, ilgilenecek kişilerin olması beni oldukça mutlu edeceği gibi olmaması da yazmamı bıraktırtacak değil. Günün sonunda sadece kendi deneyimimi, kendi hikayemi anlattığım bir yer burası. Kendim için yazdığım yer.

9-6 işimi bırakıp da kendime yöneldiğim dönem çevremde olan insanların ilk soruları ve yorumları ise şu şekildeydi; tüm gün ne yapacaksın ? sıkılmayacak mısın ? ben olsam 2 haftadan sonra hemen işe dönmek isterim, bir şey yapmadan duramam, insanlar olmadan yapamam… Öylece dinleyip, ya işte var kafamda birşeyler, yok sıkılmam deyip geçiştiriyordum. Bilmiyorlardı ki içimde ki ses çığlık çığlığa ”hiçbir şey yapmamaktan korkmadığım bir bilince getirdiğin için beni teşekkürler allahım” diye haykırıyordu. Fakat güzel bir insanın da şakıdığı gibi ”sağıra söz söylemek niye söylediğin boşa gider” diyerekten içimdeki sesi bastırıyordum.

Bir şey yapmadan duramam diyenlerin aksine bir süre hiçbir şey yapmadan öylece durmak niyetindeydim. Ki kafamda yaptığım planlar çerçevesinde her gün belirlediğim pratikler, egzersizler ve okumalar vardı. Bir süre hepsine ara verdim. Sadece durdum.

Şimdilerde ders verdiğim öğrencilerin bir kısmının, 1 saatlik dersimize ayıracak zamanı zar zor bulabilmeleri beni kendileri adına derince düşündürtüyor. Kendileri için üzülmüyorum çünkü hayat seçimlerinle şekilleniyor. Fakat bir an olsun gösterebilmek istiyorum. Boşlukta, öylece, kendinle kalmayı ve hiçbir şey yapmaksızın, sadece durup, var olmanın neler yaşattığını…

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s