Mutluluk yarışları

Bir dönemin depresiflik rüzgarı yerini mutluluk konseptine bıraktı.

Kurt Cobain’in depresyon hırkasını üzerimizden atıp Instagramda kocaman gülüşler koyduk suratımıza.

Onca işin, gücün, meşguliyetin, koşturmanın içinde ”Hey ben çok mutluyum, görüyor musun mutluluğumu ? Bak işte fotoğrafım. Bak bak burada videom işte” dercesine yeni yüklemeler yapıyoruz sosyal medyada.

Harcadıklarımız, satın aldıklarımız yetmiyor mu ne sanki ? O an almanın, sahiplik duygusunun verdiği ilk haz hızlıca uçup gidiveriyor mu sanki ne ? Aynı anlık haz, onaylanma, beğenilme duygusu Instagram’ daki storynin birkaç saatlik kalışı sonra silinişi gibi bünyemizden silini mi veriyor acaba ? Yerini boşluğa düşmüş, tekrar beğenilme ve onaylanma hissine ihtiyaç duyan yeni bir story çekme, fotoğraf yükleme hissi alıyor galiba ?

Fark edilmek, mutlu olduğumuzu diğerlerine gösterme isteği içimizi kasıp kavuruyor. Bilinçli olarak farketmiyor olsak da tüm sosyal medya girişlerinin kökeni çoğunlukla buna dayanıyor.

Geçenlerde hocam bir sohbeti sırasında mutluluk ile memnuniyet arasındaki farka değindi. Yoga’nın mutluluğa değil kişinin varlığının memnuniyetine odaklığından söz etti. O günden beri mutluluk ile sıradan, büyütülmemiş bir memnuniyet arasındaki farkın kendi içimdeki yerini gözlemlemeye çalışıyorum.

Ya gerçekten, öylece varlığımızın olduğu halden memnuniyet duysaydık tüm bu ”mutluyum ben” paylaşımlarına ihtiyaç duyar mıydık ?

Cevap açık ara farkla, duymazdık. Fakat bu cevaba pratikte varmak, kişinin kendisi üzerinde derin bir farkındalıkla çalışması ve meditatif bir şekilde kendi hayatına odaklanması ile mümkün olabilir.

Bu noktada kendime sormadan edemiyorum.

Acaba ben mutlu muyum yoksa kendimden öylece memnun muyum ?

Mutluluk yarışları” için 2 yorum

  1. japonkedi

    canım yoginim, ne kadar anlamlı bir yazı bu. okuyunca ben de düşündüm, sanırım anda olmayı ve anın memnuniyetiyle akmayı başarınca o anı paylaşmak aklına bile gelmiyor insanın. ya da sanatçının/yazarın sırlarından biri de budur belki: o anı yaşamak ve sonra alıp bambaşka bir şeye dönüştürmek, yeni bir yaratımla paylaşmak. ama çoğumuz ne yogini, ne sanatçı, ne de yazar olduğumuzdan sosyal medyada varlık gösterince varız zannediyoruz galiba.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s