Evlilik dediğin…

Önümde bir sıra insan kahve almak için beklerken, yeşil logolu kahve devinin double shot lattesini yudumluyorum. Evli olduğunu tahmin ettiğim bir çifte takılıyor gözüm sırada. Ve evlilik dediğin şey üzerine düşünmeye başlıyorum.

Evlilik, özellikle senin sen olmana izin veren biriyle yapıldığında muazzam. Hayatın tam anlamıyla kolaylaşıyor. Ama…Yine de amalar ve olmamış birşeyler olduğunu farkediyor zamanla insan.Söz konusu sevgi değil, aşk değil. Tersine evlilik, beraber yaşamaktan oldukça zevk aldığın biri ile yapıldığında keyifli mi keyifli. Gün geçtikçe sevginin arttığı, derin bir bağa dönüştüğü bir gerçek. Peki o halde, herkesin az buçuk da olsa içinde soru işareti yarattıran, ama dedirten konu ne ?

Alain De Botton’ un şu kitabında söz ettiği gibi, evliliğin içine her şeyin yedirilmeye çalışılması belki de sorun olan. Sevgi, aşk, tutku, iyi seks, çocuk, süper anne ve babalar, koruyuculuk kollayıcılık, şefkat ve bir o kadar da cazibeli, yataktaki varlığıyla bizi mest eden bir partner. Kim bu kadar yeteneği uzun vadede sürdürülebilir kılabilir ? Hangimiz tüm bu alanlarda iyi olup bir de bunu hiç sıkılmadan aynı kişiyle yıllarca sürdürebiliriz ? Evlilikten ve karşımızdaki insandan bu kadarını beklemek sonunda kendi hayal kırıklığımız haline gelmez mi ? Belki de ana sorun aynı insanla yıllarca aynı yatakta uyuyuşumuzda ? Hiçbir kadın ve adam günün sonunda aynı yatakta uyuyacaksak farklı gelmeyecek geçen yılların sonunda belki de. Fakat yeninin merakı, baştan çıkarmanın ve baştan çıkarılmanın cazibesi her zaman çekici gelecek insan evladına.

Şüphesiz ki çoğumuz (aksi takdirde neden devam edelim ?) beraber olduğumuz insanı derin bir bağ ile seviyoruz. Hatta evlilik bu bağın güçlenmesinde müthiş etkili. Evlilik konseptinin özüme -müze- aykırı olduğunu evlendikten sonra anlamış olsam da beraber yaşamak istediğim adamın Burak olduğunu hayat tekrar tekrar gösterdi.

Evliliği öyle tatlılı, cicili bicili bir aile çerçevesinden çıkarıp boktanlıklarının oldukça fazla olduğunu açık açık söyleyebilir olduğumuzda belki de bir kabulleniş gelecek. Beklentiler yerini kabullenişe bırakacak. Bu kabulleniş, karşımızdakini sık boğaz etmek yerine onu fazlasıyla eksiğiyle bağrımıza bastırtacak ve evliliği o zaman yaşanır kılacak.

Hala evlenmemiş olanlar yaşamadan bilemeyecekler. Evli kardeşlerime ise selam olsun.

Bey’ e not : Eğer okuyorsan bey, sen bilirsin beni, ben de ki yerini. Fazla söze lûzum yok.  Yine gelsem sana gelirdim. Hep sevgiyle…

4 Comments

  1. “Evliliği öyle tatlılı, cicili bicili bir aile çerçevesinden çıkarıp boktanlıklarının oldukça fazla olduğunu açık açık söyleyebilir olduğumuzda belki de bir kabulleniş gelecek…”

    sonuna kadar katılıyorum..

  2. çok çok haklısın beybi. bir tek, ben devam eden evliliklerin çoğunun, çiftlerin arasındaki derin bağdan dolayı değil, evli olmamanın getireceği maddi-manevi birçok sorumluluktan ve tamamen kendileri olmanın yükünü taşımak istememekten kaynaklandığına inanıyorum, senin kadar iyi niyetli değilim 🙂 hem mesele sevgi bağı ise, ille de aynı evi ve yatağı paylaşmakla güçleneceğini kim söylemiş?

    1. kendileri olmanın yükünü taşımak istememek… Yalnız yaşam bu anlamda muhteşem bir öğretmen olsa gerek. Merak ediyorum ben ne kadarını taşıyabilirim kendim olmanın ? Şu alemde en çok ben kimim sorusunu sorarken hem de?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s