Son dönemin ”en” leri

IMG_6893.JPG

 

Bu cumayı tamamen kendime ayırırken ve yazma şevkimi tekrar bulmuşken son dönemde benim için nelerin ”en” olduğunu yazmanın eğlenceli olacağını düşündüm. Neler benim için en iyiydi son dönemde diye oturup düşünmek dahi eğlenceliydi.

 

Müzik

Hayatımın vazgeçilmezi, farketmeden yön vereni müzik… İlk aklıma gelen oldu.

Sanırım son bir buçuk yıl oldu bu radyo istasyonu en iyim olalı.  İlk yayına başladıklarında o kadar iyi çalıyorlardı ki hangi radyo bu ya diye burak ile çıldırıyorduk. O zamanlar radyo babylon olduğunu henüz bilmiyorduk. Çünkü muhtemelen test yayını halindelerdi. Ama biz test yayını halindeyken dahi müptelası olmuştuk. Bunca kepaze radyoculuğun içinde radyo babylon tutunduğumuz dal oldu Türkiye’ de. Yalnız tek sıkıntım bu radyo ile ilgili öğle saatlerinde çalınan R&B, Hiphop tarzının abartı versiyonları. Burak dünya müziğinin o yöne doğru gittiğini bu nedenle de çalınmasının normal olduğunu söylese de ben o yöne doğru gidemiyorum sanırım. Yine de ”en” imsin radyo babylon.

 

Kitap

Yaz boyunca Hatha Yoga Pradipika‘ yı inceleyip okumuştum. Bu eski hatha yoga yazıtı hatha yoga hakkında detaylı bir bilgi sunuyor okuyucuya. Hatha yoga üzerine kesin, nihai, tek bir kaynak olarak algılamamakla beraber okumakta müthiş fayda gördüm. Bugün uygulamakta olduğumuz modern hatha yoga asana pratiği ile eski yazıtlarda anlatılanın ne kadar farklı olduklarını anlayabilmek adına, benim için, iyi bir kaynak oldu. Hala bu kaynağı hem yazmakta olduğum yoga tezim için kullanırken hem de ilgi alanım sebebi ile son dönemdeki  ”en” lerimden biri olarak değerlendiriyorum.

Bir diğer kitap, son dönemde kapaklarına kapılarak aldığım Koridor yayınlarının klasiklerinden geliyor. Kapaklar benim için o kadar çekici ki klasiklerini bir bir almaya başladım. Klasikleri okuyarak geçmiş olan bir lise dönemim maalesef olmadı. Şu yaşıma nasipmiş okumak. Fyodor Dostoyevski – Kumarbaz. Neden Dostoyevski Dostoyevski insan anlıyor. Kumarbaz’ da o kadar müthiş bir karakter anlatımı var ki…Sıradan hayatların içindeki sıradan bir insanın iç dünyasına girmek kadar sevdiğim birşey yok sanırım konu kitap ve film olunca.

 

Cilt Bakımı

Son katıldığım eğitim Ayurveda üzerineydi. Eğitimin son gün konusu ise cilt bakımı idi. Ayurveda’ ya göre cilt beslenmenin bir parçası kabul ediliyormuş. Yani cildine ne sürdüğün ne ile beslendiğin kadar önemli sayılıyor. Her bir cilt ürünü kişiye ve cilt tipine özel düşünülüyor. Ben de eğitimde cilt tipime göre hangi doğal esansiyel yağların ve bitki karışımlarının uygun düştüğünü öğrenme şansı buldum. Daha da şanslıyım ki bu ayurvedic formülleri ;(ayurvedada ki bitki karışımlarına formül deniyor =) ) özel cilt yağımı ve yüz temizleyicimi hocamın maharetli ellerinden alma şansı buldum.

Bu nedenle son dönemde ki ”en” cilt bakımı ürünlerim; ayurvedic olarak bana özel hazırlanmış olan mis lavanta kokulu yüz temizleyicim ve yüz yağım. Gerçekten de ışıl ışıl canlı bir cilt görüyorum aynada sabahları artık =)

 

Sabah Rutini 

Ayurveda eğitiminin hayatıma getirdiği en önemli yeniliklerden biri sabah rutinim ile ilgili oldu. Dinacharya. Daily routine olarak çevirebileceğimiz bu ritüelin sabah bölümünde ben şunları yapıyorum;

  • bir kaşık yardımı ile dilin üzerinde biriken toksinlerin (ama) temizlenmesi
  • dişlerin fırçalanması
  • yüzün ayurvedic cilt temizleyicisi ile yıkanması
  • yüze ayurvedic cilt yağının sürülmesi
  • 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağını 5-10 dk ağızda çalkalama (oil pulling)
  • Oil pulling sonrası tatlı badem yağı ile diş etlerine ve buruna masaj
  • 1 bardak ılık suyu yudum yudum içme

Ayurveda eğitimi sayesinde son iki aydır sabahlarıma böyle bir rutin eklendi. Kendi rutinim daha önce de olmakla beraber bu sefer farklı ve çok daha doğal, şifalandırıcı yağlar ve birkaç yenilik katıldı rutine. Bana göre, dinacharya ile asıl amaç kişinin sabah ilk iş kendisi ile ilgilenmesi, kendisi ile bedeni aracılığı ile bir bağlantı kurması. Bu hangimize iyi gelmez ki ?

Tam da bu nedenle sabah rutininde ”en” im ayurvedanın şifalı kollarına kendimi bırakmak oluyor.

Mekan

Son zamanlarda birkaç hafta üst üste giderek Burak ile ”en” imiz haline getirdiğimiz mekan Fotini. Burası alman olduğunu tahmin ettiğim ultra skinny bir bayan tarafından yönetiliyor. Burak ile bir akşam üstü bir iki kadeh şarap içmek için keşfettiğimiz bir yer. Mekanın hissini, dinginliğini sevdiğimiz için bir sonraki hafta da kahvaltıya gittik. Memnun kalmış olsak da kahvaltı akıl uçuran cinsten diildi. Klasik bir kahvaltıydı.

Bu arada mekan (tahminimce sahibi kadının 5-6 yaşlarında bir kızı olması sebebi ile) arka tarafında çocuklar için ayakkabıların çıkartılıp girildiği bir oyun alanı yapmış. Bu çocuk oyun alanına rağmen mekanda çıt çıkmıyor. Mekan bu durumuyla bana tam olarak bir avrupalı havası verdi. Millet çocuklarıyla geliyor ama herkes, çocuklar dahil elit bir şekilde takılıyor. O kadar ki biz çocuk sahibi olmayan bir çift olarak dahi öyle rahat ettik. Kendim şahsen çocuk sahibi olsam, ne kendimin ne de çocuğumun o kadar dingin ve sessiz olabileceğini zannetmiyorum. Mekanla ilgili tüm bu detaları ilginç bulmakla beraber çok da hoşuma gittiğini söyleyebilirim. En azından bir iki kadeh birşeyler içmek için. Son dönemde ki ”en” mekanım Fotini Arnavutköy.

 

Egzersiz

Günlük egzersizlerimde çok büyük bir değişiklik olmamakla beraber, kış döneminde yılın altı aylık bir dönemi olan Mayıs-Ekim ‘ e nazaran yaptığım egzersizleri azaltıyorum. Vücudum kışa girmemizden dolayı biraz yağlanmak istiyor. Ben de bu isteğe karşı gelmiyorum. Yine yaz ve bahar aylarına göre kış döneminde biraz daha fazla yemek yiyorum. Fazla yemekten kastım asla pis abur cuburla beslenmek değil. Ama alışık olduğum disiplinli 3 öğün (öğünler arası 5 er saat boşluk) ve onun dışında kahve, çay haricinde ağza birşey sokmama öğretimden biraz çıkıyorum.

Bu nedenle son dönemin ”en” egzersizi, kışa uygun, daha az ama yine bedeni zinde tutacak olan kuvvet antrenmanlarıma gidiyor.

 

Yemek

Son dönemin evdeki ”en” favori gıdası, Burak ile birbirimizi gazlamamıza sebep olan; mısır patlağı!!!!  Hafta da 2 akşam mısır patlatıp zevkle yiyerek, kendimizden geçiyoruz.

 

Yoga

Her dönemimin bir ”en” i varsa hayatımda sanırım o yoga diyebilirim. Fakat bu listeye eklememin sebebi biraz reklam. Bu dönem Ekim’ den beri Yogasala Nişantaşı subesinde her perşembe saat 17:00-18:00 arasındaki açık kapı derslerini ben veriyorum. Bu dersler Mart ayının sonuna kadar devam edecek ve bedava. Yogasala’ da stajyer uzmanların (yoga teacher training eğitimini yeni tamamlamış olan uzmanlar) verdiği bu bedava derslere katılarak yoga yaparak kendinizi nasıl hissettiğinize bakabilir, yogaya başlamaya bile karar verebilirsiniz.

Son dönemin ”en” yoga dersleri Yogaşala Açık Kapıları…

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s