Fit olmak isteyenler buyursun

Yaz boyunca güney sahillerinde insanların beslenme alışkanlıkları ve beden yapıları üzerine bol bol gözlem yapma şansım oldu. Genel olarak çoğu kişinin istediği fit bir bedene sahip olmak iken, uyguladıkları beslenme şekilleri, egzersiz (-sizlik…) alışkanlıkları ile istedikleri arasında müthiş bir uzaklık olduğunu her zaman gözlemlemişimdir. Bu yaz da saptamalarım beni şaşırtmadı.

Hem fiziksel hem de zihinsel boyutta istenilen beden yapısına ulaşmak hiç de zor demeyeceğim. Tersine bu yol, bir başkasının sizin için yazacağı reçeteler, tek bir disiplin ya da tek bir cevap ile anlaşılamayacak kadar kişiye özel ve ancak kişinin kendi deneyimi ile yıllar içinde şekillenebilecek bir yol. Bu yolu uzun yıllar sürdürülebilir kılmanın tek çaresi ise kendiniz ve sadece kendi deneyiminiz. Fakat zor olsa da bir yandan da müthiş derecede ilgi uyandırıcı, keşfetmeyi dört gözle bekleyeceğiniz bir yol. Çünkü bu, bedeninizi tanımanın ve onunla bir bütün olabilmenin biricik yollarından biri.

Benim yazacaklarım ise tamamen bana özel, benim deneyimlediğim, bana en iyi geldiğini saptadığım yöntemler. Kime yarayacaksa buyursun burdan alsın.

Öncelikle üç tip insan olduğuna inanıyorum. 1- Tüm bu sağlıklı yaşam, fit olma konuları ile ilgilenmeyen, kırklarımda ellilerimde bile fıstık gibi dolaşacağım etrafta… gibi fikirleri olmayan insan tipi. 2- Kendimi, bedenimi her zaman zinde, güçlü, atik hissetmek istiyorum, sağlığım el verdiği sürece her zaman bedenimin iyi görünmesi için çalışmak istiyorum diyen insan. 3- Kaçınılmaz olan yaşlanmayı kabul etmeyen, varı yoğu fiziksel görüntüsünün derdinde olan insan. Gayet eleştirel bir tavırla üçüncü tipi yazımla ilgilenebilecek gruptan eliyorum. Şahsen bu tiplerin bedenle ilişkisinin, zihinlerini oldukça yanlış yönlere götürdüklerini düşünüp, benim önereceğim yolda yürüyemeyeceklerine inanıyorum. Birinci tip grup ise, bir gün değişebilir, dönüşebilir, bedeni ile iletişim kurmak istediğini fark edebilir. Bu grup farkındalığı bu düzeye geldiğinde her zaman buyursunlar yanıbaşıma. Anlayacağınız üzere yazının odağı, kendimi de içine koyduğum ikinci grup insan tipi.

Asıl konunun sürdürülebilir kılınacak, spor, egzersiz ve akıllıca beslenme ile iç içe geçmiş bir yaşam oluşturma olduğunu söyleyerek başlayalım. Dönemsel diyetler, bölgesel zayıflamalar, kışın yatıp yazın koşmalar ile hiç mi hiç işimiz yok. Zamanım yok, iş yoğun, çocuklar bekliyor demeden yılın 365 günü farkındalıklı hareket ettiğin ve beslendiğin, bedenine bebeğine baktığın gibi baktığın bir yaşamı nasıl benimsersin ? Ana sorumuz, temamız, konumuz, odağımız bu.

1- Zihinsel Süreç

Yine sorular sorarak başlıyoruz. Yazarak çalışmayı öneririm. Ne istiyorsun ? Diyelim ki her gün egzersiz yapmak istiyorsun. Hiç aksatmadan, her gün. Sonraki soru bunu neden istiyorsun ? Yani neden her gün egzersiz yapasın ki ? Bunu yapmak istemedeki amacın ne ? Hedefin ne?

Ayrı bir not olarak, bu yolu hedef odaklı götürmek ya da götürmemek de bir tercih. Yani kendinize kısa ve uzun vadeli hedefler koyabilirsiniz. Bu başlangıçta, bu yaşamın uzun soluklu bir alışkanlığa dönüşmesine yardımcı olması açısından oldukça yararlı. Fakat bir süre sonra, hayatınız egzersiziniz ve beslenme alışkanlıklarınızla her an yoğrulmaya başladığında artık hedeflere çok da gerek kalmaz. Bu nedenle hedef koymayı başlangıçta yararlı görsem de uzun vadede kişi akıllıca düşünmezse, hedeflerine takılı kalırsa yıpratıcı olacağına inanıyorum.

                                 Motivasyon + Disiplin + Zaman ve Emek = Süreklilik

Belirlediğiniz, uygulamak istediğiniz egzersiz disiplini, spor branşı, beslenme düzeni her ne ise, her gün ve her gün motivasyona sahip olmanız gerekiyor. Diyelim ki koşuyorsunuz her sabah. Gerçekçi olalım, her sabah 5-7-10 km koşmak için yataktan kalkmaya güç bulmak kolay bir iş değildir. Hem önceki günden ağrıyan kaslarınız hem de zihniniz sıcak yatağı bırakıp da size koşu ayakkabılarını giydirmek istemez. Ama yine de kalkarsınız. Burada önerim bir zen öğrencisi gibi davranmanız. Sadece yapmanız gerekeni yapın. Üzerinde çok düşünmeyin. Yataktan kalkın, koşu ayakkabılarınızı giyin ve koşun. Hepsi bu. Yapmanız gereken her ne ise onu yapın.

Bu şekilde yavaş yavaş disiplin oluşmaya başlayacak. Her gün ve her gün sadece yapmanız gerekeni yapın. Ama neden yaptığınızı iyi bilin. Dediğim gibi önceleri bir hedefiniz olabilir. Ama bir süre sonra hedefinizi de unutun. Sadece kalkın ve koşun.

Her gün motivasyonla, disiplinli bir şekilde zamanınızı, bedensel ve zihinsel emeğinizi verdiğiniz bu süreç bir bakacaksınız ki süreklilik kazanmış. Buna inanın.

2- Akıllıca Hareket Etmek

Ne yapmak istiyorsun ? Şu an hayatının bu döneminde, bu yaşında ve bu bedenin içinde yapmak istediğin egzersiz sistemi, spor branşı ne ? Deneyim ederek kendine en iyi geleni, başlangıç hedeflerine en çok cevap vereni belirle. Zamanla bu disiplinler değişebilir ve değişmelidir de. Bedeninde kuvvetin ve dayanıklılığın arttığını hissettiğinde antrenman yapını akıllıca tekrar organize etmek zaten yapılması gereken. Birşeyleri arttırmaktan söz etmiyorum ilerledikçe. Değiştirmek, dönüştürmek ve geldiğin seviyeye uygun antrenmanı belirlemek ve benimsemek anlatmak istediğim. Bunun için birçok kişinin bir hocaya ihtiyaç duyacağı muhakkak fakat bir o kadar da kendi düzenini oluşturabilecek düzeyde öğrenci tanıdım. Yani yollarına bir hoca olmadan da ilerleyebilecek büyük bir kitle var. Zamanla böyle olması gerektiğine de inanıyorum. Kişi kendisinin hocası olabilmeli.

3- Akıllıca Beslenmek

Ve beslenme…Burda da yine farkındalıklı beslenme konsepti ile devam etmekte fayda görüyorum. Boğazdan geçecek herşey ama herşey bilinçli bir seçim haline gelebilir mi ? Örneğin, arkadaşının biri fındık yerken elini daldırıp senin de bir avuç alıp yemen. Fındık kötü olduğundan değil. Bu salatalıkta olabilirdi ya da bir parça marul da. Burda da ne kadar farkındalıkla hareket ettiğimize vurgu yapmaya çalışıyorum esasen. Neden o bir avuç fındığı alıp yediğini biliyor musun ? Yani bu otomatik bir atıştırma ve bilinçsiz bir davranış mıy dı ? Yoksa açtın ya da canın çok istedi ve farkındalıkla o bir avuç fındığı alıp yemeye karar verdin ve bunun bilincindeydin. Hangisi ?

Benim için iyi, akıllı bir beslenmeyi, bedenime neyin iyi gelip gelmediğini keşfetmem zor olmadı. Bu konuda şanslı sayıyorum kendimi. Bu konulara kafa yormaktan çok keyif alan ve biraz da bu konuda yeteneği olan biriyim. Fakat bazen beslenme konusunda farkındalığımı kaybettiğim anlar olur. Genellikle çok yoğun bir koşu sabahının ya da zorlu geçen bir mysore pratiğinin ardından kahvaltıya oturduğumda herşeyi yemek isterim. Yediklerim hiçbir şekilde yetmez, kan şekerim dengelenmez ve besinleri çiğnediğimi bile farketmeden ilk yarısına kadar gelirim kahvaltımın ve sonrasında çoğunlukla insanlar kahvaltılarını bitirdiklerinde ben kahvaltımın ikinci yarısına geçiş yaparım. Fakat bu sefer daha dingin yiyebilirim nihayetinde. Bu delicesine sabah kahvaltı etme isteğinin sebeplerini çok iyi anlayıp kendi çözümlerimi ilk defa bu yaz bulmaya başladım. Yine deneye yanıla ve kendi deneyimim ile üzerine kafa yormam aracılığıyla tabi.

Özetle boğazımızdan geçen her besinin ne olduğu kadar nasıl tükettiğimizin de müthiş önemi var. Tüm bunlar üzerine düşünebilir miyiz ? Ve farkındalıkla beslenebilir miyiz ? Ne yiyeceğime, ne zaman yiyeceğime, nasıl yiyeceğime ben bu kadar kafa patlatamam ve zaman da ayıramam diyorsanız zaten bu yazı sizin ilgi alanınıza girmeyecektir. Burda bahsettiğim çok özel ve detaylı bir şekilde beslenmemiz ile derin bir ilişki içinde olmak. Samimi bir şekilde beraber yaşadığım insanlar; ailem, Burak, arkadaşlarım artık benim beslenme konusunda ki hassasiyetimi o kadar iyi biliyorlar ki ne zaman beraber yemek yiyeceğimiz bir ortam olsa muhakkak benim ne yiyeceğim konusuna özen göstererek hareket ediyorlar. Ben bunu beklediğim ya da istediğim için değil. Zaten istemeyeceğim birşeyi asla yemeceğimi bilirler. Fakat bu tutum hoşuma gidiyor. Kendileri beslenmeleri üzerine bu denli detay düşünüyor olmasalarda, benim yaşayış şeklime saygı duyduklarını çok iyi hissedebiliyorum. Hepsine de burdan bir teşekkür ediyorum.

Ve yeri geldiğinde, çok nadir, belki yılda bir belki iki olsa da gerçekten de asla yemem dediğim şeyleri, pis birşeyleri mutlulukla yemeyi bilmekte bu yolun parçalarından biri. Muhteşem bir hamburger ve patatesin ya da anne mantısının, böreğinin damakta nasıl bir şölen yarattığını hangimiz yadsıyabiliriz. Fakat bu gerçekten bir şölen olmalı yendiğinde. O halde bu belki de yılda ancak bir ya da iki kere düzenlenecek bir seremoniye dönüştürülmeli.  Fikrimce.

4- Uyku, Dinlenme, Bedensel Bakım

Bu yolun kolay olmadığını en başta söylemiştim. Ama beraberinde müthiş keyifli olduğunu da eklemiştim. Bu yaşayış tarzını benimsemek isteyen, yani kendini fiziksel olarak, mütemadiyen iyi, zinde, güçlü, açık ve özgür hissetmek isteyen kişi olabildiğince planlı yaşam ile karşı karşıya. Bunu kabul edelim. Bu işi sürdürülebilir kılmanız için ertesi sabah koşuya çıkmak istediğiniz günün önceki gecesinde partileyip 1:00 de yatamazsınız. Yaparsınız tabii ki. Ama uzun vadede bunu sürdürmeniz mümkün değil. Bu nedenle sabah saat kaçta kalkıp nasıl bir egzersiz yapacağınızı belirlemiş olmanız ve bu egzersiz için bedeninizin neye ihtiyacı olduğunu çok iyi bilmeniz gerekiyor. İyi bir uyku ile bir önceki günün yorgunluğunu dinlenerek atmış kaslara ve iskelet yapısına ihtiyacınız olacak. Bedeninizin dinlenmiş kalktığını hissettirecek kadar saatlik bir uyku (kişiye göre değişir) olmazsa olmazlardan.

Tüm bedeniniz, kaslarınız, eklemleriniz, iskeletiniz sizin emrinizde çalışırken, bu yolu uzun yıllar sürdürülebilir kılmak istiyorsanız onlara en iyi şekilde bakmak başlıca göreviniz. Kendinize yapacağınız masaj, kullanacağınız yağlar, eklemleriniz için kullanacağınız vitaminler, özel dinlenme zamanları…

Tüm bunlar yoğun hayatınız içinde ütopik görünebilir. Sorumluluklarınız, işiniz, şehir hayatı… Fakat kendimize samimi olalım hadi, lütfen. Gerçekten de bu kadar meşgul müyüz ? Meşgulsek neler meşguliyetlerimiz ? Bu, bazılarınıza çok ütopik gelecek yaşam biçimi eğer gerçekten de istediğiniz bu ise size o kadar da zorlu gelmeyecek. Bunu isteyerek an ve an özenle inşa edeceksiniz. Sonra bir bakmışsınız, artı bir çaba yok. Çabasız akıp giden günlük alışkanlıklarınız ve rutininiz var.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s