Temizlenmek

Şimdi oldukça eski gibi görünen zamanlarda, 20′ li yaşlarımın başında, bırakamayacağım çok nadir şey ya da insan olabilir hayatta diye düşünürdüm. Belki gerçekten de öyleydi o yaşlarda, hayatımın o bilincinde çok daha az bilen az farkeden ama çok daha özgür olandım. Belki de…

Yıllar sen hiç farketmeden, hatta büyüdüm, olgunlaştım ve birçok şeye aydım dediğin zamanlarda, meğersem tortu tortu üzerini örtebiliyormuş çıplaklığının, açıklığının, netliğinin, ruhunun özgürlüğünün…

Başardıkların, başardığını zannettiklerin, büyük anlamlar yüklediklerin, sahip oldukların… yavaş yavaş fazlalaştıkça kendi kelepçelerini ruhuna bile isteye takmana sebep olabiliyormuş hayatın gidişatı.

Eğer şanslıysan ve seni yere yıkacak bir tokat yiyebilirsen yine aynı hayattan, ruhuna yediğin tokatın etkisiyle, şaşkınlıkla kalıp tekrar kendini çırılçıplak bulabilmen de mümkün olabiliyormuş. Ve ne yapacağın ya da yapmayacağın, neyin doğru olup olmadığı konusunda hiçbir fikrinin olamayacağı, kendine güveninin tuzla buz olduğu gri bir alana doğru sürüklenebiliyormuşsun. Tam da böylesi bir alanda kalakalmışken ve hiçbir şeyden emin olamazken herşeyin berraklaşması daha muhtemel oluyormuş.

Ve kesin olan bir şey var ki… En net görüşümüzü tam da böyle yerle bir olduğumuz zamanlarda, yani en çıplak kalmak zorunda olduğumuz halimizde bulabiliyormuşuz. Hayat, cesaret edemediklerimize ya da ertelediklerimize, tam da böyle zamanlarda yüzümüzü iki elinin arasına alıp, gözlerimizi kapatmamıza izin vermeden bize ”bak” diye haykırabiliyormuş.

Yine en derin uykularımızdan, zannettiklerimizden, çok emin olduklarımızdan böyle zamanlarda uyanıyor, farketmeden ruhumuzu, zihnimizi, bilincimizi ve nihayetinde de hayatımızı sarmış tortulardan böyle zamanlarda temizlenebilmek için bir şans buluyormuşuz.

Yaradılışımızın bu tortuları üzerimize her temizlikten sonra tekrar tekrar biriktirtmeye başlayacağı kesin. Bu yüzden sormamız gereken şey belki de;

Bu pislenme, birikme başlarken nasıl farkedeceğiz de bizi yere yapıştıran tokatı almadan, büyük temizliğe ihtiyaç duymadan çok önce, küçük küçük ama düzenli olarak kendi içsel temizliğimizi yapmaya cesaret edeceğiz ?

Buna cevabım henüz yok. Belki sadece bu soruyu sormaya başlamak bile temizliğin kendisidir. Kim bilir… Ümit etmek dışında elimizden gelen birşey yok.

Bu yazıyı, kalbini ve aklını bana sınırsızca açan Seray’ a, Türkiz’ e ve Ayşe’ ye ithaf ediyorum.

2 Comments

  1. dicotum, yazını okuyunca yeniden düşündüm de, belki daha en baştan onayı başkasından beklemek bir tuzak. bilgimizi inşa etmek tamam. ama özgüvenimizi inşa etmek için 3. şahıslara ipi çok fazla kaptırınca hayat karşısında aldığımız aksiyonların netlik ayarı bozuluyor. sebep-sonuç ilişkimiz yerle bir oluyor.

    seni yürekten seven dostların olarak biz daima senden yanayız tabi! ama en doğru cevaplar yine kendi içinde. senin de bu dönemde bolca vakit geçirdiğin yerde yani 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s