Pazarcı geldi hanım

Derslerin az olduğu bugünü fırsat bilip hedeflediğim pazar çıkarmamı yapmak için yola koyuldum.

Bizim eve yakın, lokasyon olarak tercih edeceğim iki pazar bulunuyor. Biri çarşamba günleri Ortaköy’ de ki pazar bir diğeri ise perşembe günleri kurulan Ulus sosyete pazarı. Ben bugün Ortaköy pazarı ile pazarcılık alışkanlığıma start verdim. Umuyorum ki bu bir alışkanlığa dönüşsün. Haftaya da hedefim perşembe günleri kurulan sosyete pazarını fethetmek olacak. Böylelikle hangisine gönlüm kayarsa onu tercih edeceğim ileriki haftalarda. Veyahut karışık da gitmeyi tercih edebilirim pek tabii. Bir hafta ortaköy bir hafta sosyete gibi…

Pazarın fark yarattığını düşündüğüm ve hiçbir fark yok dediğim taraflarına gelecek olursak;

Öncelikle faydalar,

Birincil faydası sanırsam tüm sebze, meyve, yeşilliği taptaze bulabiliyor olman. Bu tazeliği İstanbul’ un göbeğinde ki seçkin manavlarda da bulabildiğimizi biliyorum fakat o manavlarda fiyatların oldukça pahalı olduğunu hatırlatırım.

Farkettiğim ikinci faydaya geçersek büyük süpermarketlere gittiğinde almayacak olduğunu bile aldırtan zihinsel yönlendirme burada geçerli değil. Zaten pazar sadece sebze, meyve, yeşillik ve belki de peynir, zeytin gibi malzemeleri kapsadığı için bu gereksiz harcama eğilimini ortadan kaldırması sebebi ile de cebimize faydasını görebileceğimiz bir alan.

Üçüncü olarak sıralayabileceğim faydası pazarın, zihinsel fayda. Büyük bir süpermarket zincirine para bırakmamış olmanın mutluluğu bir yandan,  pazarcıyla sohbet edip karşılıklı olarak gariban dayanışması içerisinde olduğunuzu hissetmenin mutluluğu bir yandan… Aynı zamanda pazarı sevmek denen bir kavram var. Yeşilliklerin taze kokusu, pazarcının ısrarı, senin pazarcıya nazın, onunkini beğenmeyip öbürününkinin tezgahından alıcam nağmelerinde nazın niyazın…

Ne farkı var dediklerim,

Fiyatlar öyle oh be ne de ucuz, hem taze alıyorum hem ucuza alıyorum denilecek seviyede değil. Söz konusu İstanbul olunca heryerde herşey pahalı fikrimce. Eminimki şu yaptığım alışverişi izmir’ de ya da yılın bazı zamanlarında yaşamayı sevdiğim güney beldelerinden birinde yapmış olsaydım yarısı kadar para verip eve dönerdim. İstanbul demek pahalılık demek. Yani fiyatlar açısından pazarla süpermarket arasında önemsenecek nitelikte çok da bir fark yok gibi. Fakat bunu zamanla kafamda daha iyi resmedeceğimi düşünüyorum. Fiyat konusu haricinde, ne farkı var dediğim, süpermarketle benzerlik taşıyan başka da birşey bulamadım pazarda. Ne güzel ki gözlemlediğim faydalar çok daha fazla ve pazara gitmeyi alışkanlık haline getirtmek isteyecek çoklukta.

Pazar bana iyi geldi. Hem maddi hem manevi. Aşağıda da iki kişilik küçük dünyamızın bir haftalık ihtiyacı olan yeşilliği, sebzesi, meyvesi…

 

IMG_0081

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s